Üretim yok tüketim gırla!..

Millet olarak döviz ve enflasyonun düşmesini çok ama çok arzu ediyoruz.

Ne var ki; maalesef beklenen düşüş sağlanamıyor.

Neden mi?..

Nedeni çok basit ve anlaşılır.

Millet acayip bir şekilde para harcıyor.

Bizim yaştakiler bilirler.

Eskiden ev, araba almak için yıllarca para biriktirilir, önemli bir emek verdikten sonra ancak ev ve araba alınabilirdi.

Ya şimdi?..

Devir değişti.

Yok öyle senelerce beklemek.

Git bankaya çek kediyi al evini veya arabanı al devri başladı…

Bilenler bilir.

Eskiden kredi çekmek ayıplanan bir durumdu. Kimse kimseye kredi çektiğini dahi söylemeye çekinirdi.

Şimdilerde kredi çekmek moda olduğu için ortalık yerde gerile gerile anlatılıyor.

Sözün özü şuraya gelmek istiyorum.

“Enflasyon” denilen şey basit olarak üretim ile tüketim arasındaki dengedir.

Yani; bir malın iki alıcısı varsa fiyatı artmaya başlar. Daha fazla bir alıcısı varsa çok daha artmaya başlar.

O mal iyiden iyiye pahalılaşır.

Herkes istediği gibi kredi çekip istediği evi arabayı alabiliyor olduğu için ve talep yoğunluğu olduğu için fiyatlar tırmanıyor, enflasyon canavarı güçleniyor.

Şu sıralarda şehrin bazı noktalarında 3+1 ev alabilmek için 1 milyon TL gibi veya 1 milyon 200 bin TL gibi fiyatlar isteniyor.

2+1 dairelerin fiyatları da küçümsenecek rakamlarda değil. Bu dairelerden bile 750-800 bin TL para isteyenler var.

Bu rakamlar o kadar sıradan hale geldi ki; normalmiş gibi bir algı oluşmaya başladı.

Talep patlaması, fiyatı tırmandırıyor.

Ev ve araba fiyatlarının bu denli anormal artışı parası olan insanları da üretimden, istihdamdan vazgeçiriyor. 

3-5 trilyonu olan birini hayal edelim.

Normal şartlarda bu kişi bir iş kurup yanında birilerini çalıştırması gerekir…

Örneğin teşvik destekleriyle küçük çaplı bir fabrika bile kurabilir ve ülkede üretimi destekleyebilir.

Ancak günümüzde üretim yapmak neredeyse akılsızların yapacağı bir eylem haline geldi. 

Neden mi?.

Çünkü bir işyeri kursa, yanında eleman çalıştırsa, sigorta ve vergilerini ödese, işyerinin giderlerini karşılamaya çalışsa dünyanın masrafı ortaya çıkıyor. Ayrıca yaptığı işin tutmama ihtimali de var. Hem zamanını hem de birikimini kaybedebilir.

Parası bu tür parası olanlar ne yapıyor?

Tüm bu sıkıntıları riskleri bir kenara koyarak menkule, gayrimenkule yöneliyor.

Ev alıp kira getirisine bakıyor, araç alıp satıp karına bakıyor.

Şu sıralar gayrimenkul piyasasının ve araç piyasanın kar marjı o kadar yüksek ki, alanda kazanıyor, satanda kazanıyor, kiralayan da kazanıyor.

Deyim yerindeyse; “ağrısız başım pişmiş aşım” misali üretim bir kenara bırakılıyor.

Hal böyle olunca; artan talep enflasyonu patlatıyor!..

Sonuç olarak; üretim odaklı değiliz. Tüketim odaklı bir ülkeyiz ve insanlarımız muazzam bir şekilde tüketiyor.

Eğer; böyle devam ettiğimiz sürece hiç kimse enflasyonun düşeceğine dair bir umuda kapılmasın!..

Üretmek zorundayız.

Eğer üretemezsek, inatla tüketmeye devam edecek olursak her geçen gün bu enflasyon canavarının nefesini ensemizde hissetmeye devam etmek zorunda kalırız…

Bugünkü özetle tablo budur…

Üretim yok, tüketim gırla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Turan Mustafa Çatalbaş - Mesaj Gönder --- Okunma

# Kar, Para

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ada Gaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ada Gaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Ada Gaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ada Gaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'da en başarılı belediye başkanı kim?