Demokratikleşme bağlamında küresel siyaset

Günümüz siyasetinin izlediği güzergahın bir yolun devamı olduğu, gideceği istikametin çıkış noktasından bağımsız düşünülemeyeceği ve çıkış noktalarının saptanmasının olayları analiz etmemiz için hayati öneme sahip olduğu bir gerçek. Samuel Huntigton’a göre demokratikleşme sürecinde üç dalga dönemi ve bu dalgaların zıttı olan anti demokratik dalgalar mevcut. Günümüze kadar gelişen süreçte demokrasinin ilk olarak antik yunanda kullanıldığı yaygın kabuldür. Fakat demokratikleşme dalgaları çerçevesinde değerlendirilmesi için kendisiyle birlikte bir dizi ülkeyi de peşinden sürüklemeli, etkilemelidir.

İlk demokrasi dalgası, 1828-1926 tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri’nde Beyaz erkeklerin oy hakkına sahip olmasıyla başladı. Devamında ise Fransa, İngiltere, Kanada, Avusturya, İtalya, Arjantin olmak üzere toplam 29 ülkeyi etkiledi. Bu dalganın ters dalgası ise İtalya’da Mussolini’nin iktidara geldiği 1922 yılından itibaren başladı. Çevresinde bir hayli etki alanı yaratan bu dalga demokrasilerin sayısını 12’ye kadar düşürdü. Burada değinilmesi gereken noktalardan biri ise İsviçre’nin kadınlara oy hakkını 1971’e kadar vermeyip ilk dalga içerisinde sınıflandırılıyor oluşudur.

İkinci demokratikleşme dalgası, ikinci dünya savaşının hemen sonrasında 1943-1962 yılları arasında başladı ve dünya çapında demokrasi ile bilinen ülke sayısı 36’ya yükseldi. İkinci ters dalga 1958-1975 yılları arasında yaşandı ve demokratik ülke sayısı 30’a geriledi. Bu yıllar arasında askeri yönetimle yönetilen ülkeler arasında Türkiye, Yunanistan ve Portekiz’de vardı. Kıbrıs gerilimi ikinci ters dalga içerisinde yaşandı. Yunanistan ve Türkiye arasında oluşan gerilimin en büyük sebebi de Yunanistan’da ters dalga ile yönetime gelen askeri yönetimin sert politikaları olmuştur.

Üçüncü ve son demokratik dalga ise 25 Nisan 1974 yılında Lizbon’da bir radyo istasyonundan çalan Grandola Villa Morena adlı şarkıyla başladı. Kadife devrim bir diğer ismi ise karanfil devrimi olarak adlandırılan bu olay Portekiz’de yükselişe geçen yeni bir demokratik dalganın işaret fişeği oldu. Son demokratik dalga olan üçüncü dalganın tersi halen daha gelmiş değil, nitekim günümüzde yaşanan bir dizi olay ters demokrasi dalgasının gelebileceği ihtimalini beraberinde getirdi. Örneğin; Arap Baharı, bölge ülkelerinin peşi sıra hükümet değişikliğine gitmesine sebep oldu. Fakat hükümet değişikliği olan ülkelerin birçoğu zaten otoriter görünümlü ülkelerdi.

Samuel Huntigton; Üçüncü ters dalganın Rusya’nın başarılı olması durumunda gündeme geleceğini, çevresel etkilerinin olabileceğini söylemişti.

Rusya’nın yanında Çin’in politik arenada başarılı olması durumunda küresel çapta otoriter ve totaliter devletçiklerin oluşması uzak değil. Çin’in başarılı olma durumu Rusya’nın politikalarının başarılı olmasından daha olası duruyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Dağlı - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ada Gaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ada Gaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Ada Gaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ada Gaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakaryaspor bu sezon başarılı olabilir mi?